Google’ın CEO’su ile röportaj

Google Ceo’su Quentin Hardy ile yapılan bir röportajı yayınlıyoruz. Röportajı okuğunuz zaman google’ın diğer firmalardan nasıl ayrı bir strateji izlediğini görebilecekseniz.

Google Ceo’su 2001 yılında Google internete adsense türü reklamcılığı getirerek internet sektörünü en baştan diriltip seviye atlattığını söyledi. Google 2001 yılında başlattığı reklamcılık serüveninden henüz 4 yıl geçmiş yani 2005’de birbirinden özel seçilmiş 5 bin personel ile görev yapıyordu. Bu ekibin tamamı Google’ın ücretsiz yazılımlamlarını geliştirmek için bol kafeinli günler ve toplulukların arasına katılıyorlar. Bir ay içerisinde yüzlerce projenin geldiğini anlatan Google Ceo’su Hardy bu projeleri altı ay içerisinde yalnızca bir kaçını seçip ona başladıklarını söyledi.

Google belirli bir stratejisi var. Bu strateji daha demin anlattığım zorlu yazılım sürecinden sonra 10 tane yazılımın sadece 1’inin tutması google için yeterli. Eğer ki 5 tane proje içinden 1 tanesi tutuyorsa bu google için mükemmel anlamına geliyor. Eğer ki bir proje gelişmiyor, ilerlemiyor ise projeye aktarılan teknoloji özellikleri başka bir yazılıma aktarılıyor. Google’ın bir tek tanrısı var. Onun adıda veri. diyor Google’ın ceo’su.

Google’ın kurucu ortaklarından Messenmeye ise şu demeçleri verdi;

Akıllı insanlar arasında bir çok defa fikir ayrılığı yaşanılır. Bunun için hiçbir zaman işi şans bırakmayız. Örnek vermek gerekirse ”sanırım” yerine ”veriler gösteriyor ki” deriz diyor. Bu da akıllı olduğumuzun bir nevi tescili anlamına gelir.

Her google çalışanı bir hafta önce ne yaptığını şirket dahilinde bir web siteye bildirir. Daha sonra fikirler postası listesi dediğimi bir mail hesabına projeleri atar. Bu gelen iletilerden bir kaç bini arşivlenir. Daha sonra bu iletileri bol kafeinli bir toplullukta uzunca düşündükten sonra seçilir.

Bloglar ve Hukuk Saldırıları

İlk olarak bloglar 1997 yılında kişisel amaçlı görüş ve önerileri  rahatlıkla yansıtan bir kişisel web sitesi halindeydi.  Fakat bir anda bloglarda ürünler ve kişileri eleştiren birşeyler bulundu işte o zaman büyük firmalar ile kişiler arasında hukuksal olarak bir savaş başladı.  Bu kişileri firmalar yalancılıkla suçlayarak davayı kazanamasa bile davayı açıp kişiyi hem maddi hem de manevi olarak meşgul ettirerek resmen bir daha blog yazısı yazmamaya zorladı. Fakat bu blogların sayısı her geçen gün artıp artık bir zamandan sonra kontrol edilemez bir hale gelince firmalar farklı çözüm yollarına gitti ve sonuçta online danışma merkezlerini kurmak zorunda kaldılar. Yani şu anda bir ürün hakkında rahatlıkla eleştiri yapabiliyorsunuz.